Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM'deki grup toplantısında konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Vakit geliyor, bu millet inşallah 14 Mayıs'ta gereğini yapacaktır. Asla böyle kuru sıkı atanlara prim vermeyecektir." ifadelerini kullandı. Kahramanmaraş merkezli depremlerde 11 bin 400'ün üzerinde artçı sarsıntının gerçekleştiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye bir çeşit deprem fırtınasına tutulmuş durumdadır." dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman, Malatya illerinde tamamıyla Gaziantep'in İslahiye ve Nurdağı'nda elektrik ve doğalgaz borçlarının 3 ay süreyle ertelendiğini açıkladı. Kentsel dönüşüm çalışmaları hakkında da konuşan Erdoğan şunları söyledi: İstanbul başta olmak üzere, ülke genelindeki kentsel dönüşüm projelerini birkaç yıl içinde bitirme sözünü veriyoruz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. Erdoğan, 6 Şubat’ta 11 ili vuran; bilhassa Kahramanmaraş, Hatay ve Adıyaman’ı adeta yerle yeksan eden deprem fırtınası ile büyük bir acıyı yaşadıklarını söyleyerek, "Deprem yaklaşık 500 kilometrelik çapa sahip bir alandaki 14 milyon insanımızı doğrudan etkiledi. Üstelik bu felaketle ağır kış şartlarının etkili olduğu bir günde karşı karşıya kaldık. Bir yandan depremin yıktığı altyapının ve yaşanan karmaşanın getirdiği zorluklar, diğer yandan hava şartları bizi gerçekten zorladı. Buna rağmen depremden sadece birkaç saat sonra bakanlarımız deprem şehirlerine ulaşarak çalışmaları koordine etmeye başladı. Ayrıca genel merkezimiz ve meclis grubumuz tüm merkez yürütme kurulu ve merkez karar yönetim kurulu üyelerimiz ile milletvekillerimizi illerimizde görevlendirerek sahadaki bu çalışmalara aynı gün dahil olmalarını sağladık" dedi.

'TSK DA ÇALIŞMALARA KATILDI'

Erdoğan, son tespitlere göre depremde yıkık, acil yıkılacak ve ağır hasarlı 203 bin 958 binada 583 bin 628 bağımsız bölüm olduğunu belirterek, "Bunların yüzde 98’i de 2000 öncesi yapılan binalardan oluşuyor. Sadece yıkık durumdaki bina sayımız 31 binin, bağımsız bölüm sayımız 89 binin üzerindedir. Ülkemizdeki tüm arama kurtarma ekiplerini, dünyadaki arama kurtarma ekiplerinin de çok önemli bir kısmını deprem bölgesinde topladık. Buna rağmen ancak 35 bin arama kurtarma görevlisine ulaşabildik. Bölgede görevlendirdiğimiz toplam kamu personelimizin sayısı 271 bin, iş makinesi sayısı 15 bin, uçak sayısı 78, helikopter sayısı 115, gemi sayısı 38’dir. Diğer kurumlarımız gibi Türk Silahlı Kuvvetlerimiz de tüm imkanları, bölgedeki ve bölge dışından takviye olarak gelen on binlerce personeliyle bu çalışmalara katıldı. Ülkenin dört bir yanından intikal eden gönüllülerle neredeyse yarım milyon insan depremzedelerimizin imdadına koştu. Normal şartlarda ideal bir arama kurtarma ekibi 80 kişiden oluşurken bu sayının en küçük birimde bile 20 kişiden aşağıya olmaması gerekiyor" dedi.

'BU MİLLET KURU SIKI ATANLARA PRİM VERMEYECEKTİR'

Erdoğan, var güçleriyle ve olabilecek en hızlı şekilde depremzede vatandaşların yardımına koştuklarını söyleyerek, "Birilerinin insanlarımızla birlikte devletin ve hükümetin de yıkıntılar altında kalmasını adeta ellerini ovuşturarak beklediğini biliyoruz. İlk andaki eksikleri hızla tamamlanıp, arama kurtarmadan enkaz kaldırmaya, yardımlardan geçici barınma alanlarına, acilen yapılması gereken tüm işler yoluna girince bunlar da hemen eski kimliklerine büründüler. Bütün bu vaveylayı koparanlar, bu sirk cambazları, bu felaket tellalları acaba bölgeye bugüne kadar kaç kere gittiler? Şahsen şahsım ve Cumhur ittifakı olarak bölgeye 2 kez gittik. Arkadaşlarım zaten sürekli bölgede. Milletvekillerimiz sürekli bölgede. Bölgede ne oluyor bitiyor bunu takip ediyoruz. Siz birilerinin asker üzerinden, çeşitli kurumlarımız üzerinden, insanımızın acıları üzerinden kısır tartışmalar açmaya çalışmalarına bakmayın. Bölge halkının, devletin tüm unsurlarıyla deprem anından itibaren harekete geçtiğini, 85 milyonun fiilen ve kalben yanında yer aldığını bizzat yaşayarak görüyorum. İşte bugün yavru muhalefet çıkmış yargıyı bizim yönlendirdiğimizi, yargıya adeta bizim yön verdiğimizi; ayıptır. Türkiye'de Erdoğan'ın bu konuda nasıl davrandığını Rabbim bilir. Sen anlamazsın. Sen önce kendini düzelt ve şunu iyi bilin ki bu millet inşallah vakit geliyor; 14 Mayıs’ta gereğini yapacaktır. Ve asla bu tür kuru sıkı atanlara da prim vermeyecektir" diye konuştu.

'MART AYININ İLK GÜNLERİ KAZMAYI VURMUŞ OLUYORUZ'

Erdoğan, deprem bölgesindeki konut çalışmalarına ilişkin, "Hatay’da 145 bin 650 konut ve 15 bin 224 köy evi, Kahramanmaraş’ta 83 bin konut ve 18 bin 681 köy evi, Malatya’da 62 bin konut ve 16 bin 714 köy evi, Adıyaman’da 43 bin 400 konut ve 11 bin 400 köy evi, Gaziantep’te 30 bin 150 konut ve 8 bin 162 köy evi, Osmaniye’de 11 bin 600 konut ve bin 598 köy evi, Diyarbakır’da 6 bin konut ve 634 köy evi, Elazığ’da 4 bin 500 konut ve 588 köy evi, Şanlıurfa’da 3 bin konut ve 700 köy evi, Adana’da bin 800 konut ve 293 köy evi, Kilis’te bin 250 konut ve bin 681 köy evi yapacağız. Etüt çalışmaları biten yerlerde hemen yeni yerleşim yerlerimizin inşasına geçmiş bulunuyoruz. Durmak yok, yola devam ediyoruz. Birileri gibi fırsatçılığın peşinde değiliz. Mart ayının ilk günleri itibarıyla 21 bin 244 konutun inşası için 'Bismillah' deyip kazmayı vurmuş oluyoruz. Önümüzdeki 3 ay içerisinde bu rakamı 244 bin konuta ve 75 bin köy evine çıkartacağız. Hasar tespiti çalışmaları bittiğinde bu rakamlar daha da yükselebilecektir. Geçmişte bir çok afette Van, Elazığ, Malatya, İzmir depremlerinde; Muğla ve Antalya yangınlarında, Kastamonu, Sinop, Bartın, Giresun sel afetlerinde, çukur eylemlerinde, enkaza dönen il ve ilçelerimizde bunu yaptık. Biz yaparız. Biz laf üretmeyiz, iş üretiriz. Ve bunu yaptıklarımızla zaten ispat ettik" dedi.

'YATAY MİMARİDEN TAVİZ VERMEYECEĞİZ'

Erdoğan, her zaman vatandaşa verdikleri sözleri tuttuklarını ifade ederek şöyle dedi:

"İnsanımızın bize olan inanç ve güvenini asla boşa çıkarmadık. Şimdi de Allah’ın izni ve sizlerin ve aziz milletimizin desteğiyle 6 Şubat depremlerinin izlerini kısa sürede inşallah sileceğiz. Deprem bölgesini oradaki vatandaşlarımızla birlikte dayanışma içinde ayağa kaldıracağız. İnşa ve ihya faaliyetlerinin yürütülmesinde önceliği bölgedeki firmalar ile vatandaşlarımıza ve bilhassa gençlerimize vereceğiz. Tabii bunun için önce yeni yerleşimler için belirlediğimiz alanlarda mikro bölgeleme, jeolojik etüt gibi çalışmalar yapıyoruz. Yeni yerleşimleri zemin artı 3 veya 4 katı geçmeyen binalarda, 3 oda bir salon evlerle kuruyoruz. Artık hiçbir şekilde yatay ve bölgenin kültürüne uygun özgün mimariden taviz vermeyeceğiz. Yıkılan yerlerin zeminleri sıkıntılıysa hele hele fay hattındaysa oralarda asla yapılaşma olmayacak. Zemini uygun yerlerde ise sadece düşük yoğunluklu, az katlı, sağlam binalar inşa edilebilecek. Tabii yeni yerleşimlerimizi alt yapısıyla, okuluyla, sağlık merkeziyle, camisiyle, spor alanlarıyla eksiksiz yaşam alanları olarak tasarlıyoruz. Tarihi ve kültürel varlıklarımızın korunması içinde ayrı bir çalışma yürütüyoruz. Yeni konutlar bitene kadar isteyen vatandaşlarımız çadır ve konteynır kentlerde, isteyenler misafirhanelerde ve yurtlarda barınabilecek, isteyenler de 3 ila 5 bin lira arasında kira yardımı alabilecek."

'356 BİN ÇADIRDA 1,4 MİLYON VATANDAŞ BARINIYOR'

Erdoğan, bölgede kurdukları 356 bin çadırda 1,4 milyon, faaliyete geçirdikleri konteyner kentlerde ise 34 bin vatandaşın şu anda barındığını bildirerek, "Dağıttığımız battaniye sayısı 3,8 milyonu, yatak sayısı 350 bini, ısıtıcı sayısı yarım milyonu buldu. Kamu kurumlarımız ve sivil toplum kuruluşlarımız vasıtasıyla günde 2,5 milyon kişiye 3 öğün sıcak Yemek veriliyor. Ayrıca ekmek, su, kuru gıda dağıtımı yapılıyor. Amacımız 100 bin hatta gerekiyorsa 200 bin konteyner kurarak insanlarımızı nispeten daha iyi şartlara kavuşturmaktır. Talepleri üzerine 811 bin vatandaşımızı kara, hava, demiryoluyla veya kendi araçlarının yol masraflarını karşılayarak başka şehirlere tahliye ettik. Bugüne kadar 3,3 milyon kişinin bölge dışına çıktığını, 800 bin kişinin köylerine gittiği belirlendi. Afet bölgesinde özellikle buralarda kalanlardan valiliklerimize ve kaymakamlıklarımıza başvuran 1,6 milyon vatandaşımıza barınma imkanı sağladık. Dost ve kardeş ülkelerden gelen yardımları da bölgedeki depolarımızda tasnif ederek vatandaşlarımıza ulaştırıyoruz. Tüm bunları yaparken vatandaşlarımızın diğer ihtiyaçlarını da göz ardı etmiyoruz" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan deprem bölgesindeki şehirlerde yapılanları anlattı

daha fazla video için

Cumhurbaşkanı Erdoğan deprem bölgesindeki şehirlerde yapılanları anlattı

'HELALLİK İSTEMEK MİLLETİMİZLE SAMİMİ MUHABBETİN İFADESİ'

Erdoğan, deprem sürecindeki açıklamaları nedeniyle muhalefeti eleştirerek, "Oturdukları yerden atıp tutmak, esip gürlemek, frensiz bir şekilde konuşmak, ağzına geleni söylemek kolay. Onlar deprem bölgesine gidip sadece konuşacak, sadece poz verip dönecek, sadece kameralar önünde yaşanan acıların istismarını yapacak. Çünkü bunların sırtında ülkenin yükü, milletin sorumluluğu, insanların vebali yok. Biz, söylediğimiz her şeyi yapmakla, yaptığımız her şeyin hesabını vermekle mükellefiz. Pek çok konuyu aynı anda düşünmek, planlamak, uygulamak ve neticelendirmek mecburiyetindeyiz. Enkazları kaldıracağız. Yaraları saracağız, sarıyoruz. Yıkılanların yerine daha iyisiyle yenisini yapacağız, gönülleri alacağız, insanımızın önüne yeni bir gelecek, yeni bir hayat inşallah sereceğiz. Eksiklerimizi söylemek, helallik istemek bizim zafiyetimiz değil, milletimizle aramızdaki samimi muhabbetin ifadesidir. Milletimizle böyle bir gönül bağı olmayanlar, adeta deprem turisti edasıyla bölgeden gelip geçenler bu hasbi muhabbetin manasını kavrayamaz. Onun için dikkat ederseniz deprem anından beri bu kifayetsiz muhterislerin hiçbirini muhatap almadık, cevap vermeye tenezzül etmedik" dedi.

'NOT EDİYORUZ'

Erdoğan, şu anda kendilerinin can derdinde muhalefetin ise mal derdinde olduğunu söyleyerek şöyle konuştu:

"Tüm vaktimizi, enerjimizi, imkanımızı milletimizi bu büyük felaketin önce yıkıntılarının, sonra yol açtığı sıkıntıların altından kurtarmak için kullandık, kullanıyoruz. Bunları yaparken söylenen her şeyi, takınılan her tutumu, oluşturulmak istenen her algıyı şimdilik, rahatsız oluyorlar gerçi ama söyleyeceğim; not ediyoruz. Vakti gelince bu notları açıklayacağız. Ama şimdi tek gündemimiz depremdir. Depremin yol açtığı acılardır. Bunların telafisidir. Kulağımızı sadece milletimize veriyoruz. Sözümüzü sadece milletimize söylüyoruz. Acımızı sadece milletimizle paylaşıyoruz. Vatandaşlarımızın tamamının mağduriyetini giderene kadar da başka gündemlerle kendimizi meşgul etmeyeceğiz. Adaylık kavgasından, bakanlık paylaşımından, koalisyon hesaplarından, birbirlerine laf yetiştirmekten ülkenin ve milletin dertleriyle dertlenmeye fırsat bulamayanları kendi sığ dünyalarıyla baş başa bırakıyoruz. Bu zor günlerde bile iç hesaplaşmadan başlarını kaldırıp ülkenin gerçek gündemine dönmeyi beceremeyenleri milletimize havale ediyoruz."

Editör: Yasin Ören